26 Mayıs 2013 Pazar

Blog Dünyasına Geri Dönüşüm

Buraya yazmayalı uzun zaman olmuş. Son yazım Aralık 2011’den bu yana -evet neredeyse- bir blog’umun var olduğunu unutmuştum. Tekrar yazmak istedim ve işte buradayım. Bu süre zarfında başımdan geçenlere bir yazı ayırmak istedim. Bunu takip eden diğer yazılarımda yine hobi, teknoloji, gezelim görelim tarzı yazılarımla devam edeceğim.

Okul 2011’in haziran ayında bitti. Artık bildiğiniz endüstri mühendisiyim. Askere gitmedim ve biraz zor olmakla birlikte bir iş buldum (bu zorluğu bir başka yazımda paylaşacağım), istanbul’a yerleştim.

İşe başladığımdan beri hayat birden bire çok değişti. Yine bir yoğunluk, yine bir koşuşturma ama bu seferkinden hiç bir şekilde kaçamıyorsunuz. Özellikle ilk aylar çok zor geçti. Üniversitede projeler için sabahlamaya, ertesi gün 2 derse gidip, 2 dersi asmaya, bir ders arasında gelip birazcık yurt odasında uyuklamaya kısacası idare etmeye öylesine alışmışız ki, iş hayatında bunları yapamayınca çok zor oluyor.Bir kere yarın işe gitmesem uyusam lüksünüz yok. Mesai sırasında sürekli olarak yüksek performans göstermek zorundasınız ve uyuklamak ihtimal dahilinde değil. Ve son olarak 3 aylık yaz tatili, 2 haftalık sömestr tatili, birer haftalık bahar tatilleriniz yok. Bütün yıl, 2 haftalık izin kullanabilmek için çalışmak durumundasınız. İşte hayatımın şoku bunlar oldu. 

İş hayatına alışmak kolay olmadı. Öncelerde iş bütün zamanımı alıyor, hiç bir şeye vakit bulamıyordum. Malum, eve yerleşmek, evin eksiklerini tamamlamak, hiç bitmeyen ev işlerinin yanı sıra üniversiteden kalan sosyal hayatımı da yürütmek hiç kolay olmadı. Yaşamaya ne zaman vakit bulacağım diyordum.

Sonrasında işler rahatladı tabi. Bir kere, ofiste geçen zamanın da ölü zaman olmadığı, artık böyle bir ortamda hayatımı geçireceğimin farkına vardım ve kabul ettim. Sonrasında ev işlerinde oldukça deneyim kazandım ve (endüstri mühendisliğimin bir yan etkisi olarak) ev hayatımı optimize ettim. Artık sadece gerektiği kadar ev işi yapıp kendimi fuzuli yormuyorum. Ve bir de aslında yazın 1-2 hafta denize girebilmek için bütün bir sene çalışmam gerektiği beni o kadar üzmedi. Esasında deniz, kum, güneş hiç bir zaman benim tatil anlayışım olmamış. Birer ikişer gün kafa izni alıp haftasonunu uzatmak bana yetiyormuş.

Sonuç olarak, uyum sağladım ama dediğim gibi kolay olmadı. Moral bozukluğu, üzüntü sıkıntı oldukça yemeğe sarıldım. Ev iş arasında denge kurmaya çalışırken sosyal hayatımı kurban ettim. Yine de hayatım şu an kötü değil. Elimdekileri en iyi şekilde değerlendiriyorum.

Bu arada, bu kadar zaman harcama, stres kaynağı, koşturmaca çekmenin en iyi tarafını söylemediğimi farkettim: SİZE BUNUN İÇİN MAAŞ ÖDÜYORLAR!

Evet galiba, her ay çalışma azmimi yenileyen şey bu J
Gelecek yazımda görüşmek üzere.   


PS. Erdil Yaşaroğlu'na bu karikatürü kullanmama izin verdiği için teşekkür ederim. Alıntı kaynak bilgilerini karikatürün altında bulabilirsiniz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Free Hit Counter