15 Ekim 2010 Cuma

Visual Arts –Görsel Sanatlar- Maceram..


Önceki yazımda bir sanat bölümünde okumanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğimi, kendimi nasıl endüstri mühendisliği okurken bulduğumdan bahsetmiştim. Bu yazıda 4. senesini okumakta olduğum üniversite hayatımdaki iki VA dersi maceramdan bahsetmek istiyorum.


Üniversitemin ikinci yılıydı; ağır derslerin önkoşulu matematik derslerimi almaktaydım. Bir yandan da endüstri mühendisliğine giriş dersleri gereksiz zorlamaktaydı. Boş kalan ‘free elective’ serbest seçmeli derslerimden bir tanesini bir sanat dersiyle doldurmak istedim. Ders kataloğunda VA203 kodlu bir çizim dersi gördüm ve bunu alayım, nasıl olsa çizmeyi gerçekten seviyorum, fena da sayılmam, güzel güzel okurum, eğlenirim geçerim dedim.


Hiç unutmuyorum, okuldaki ikinci yılımın ilk dersiydi. Bir pazartesi sabahı saat 11:40. Önümüzde kağıtlarımız, hoca ilk dersten çizim yapacağımızı söyledi. Sanırım yeteneklerimizi görmek istiyordu. Hani bu giriş derslerinden ya, ben bekliyorum ki elma çizeriz, armut çizeriz, olmadı meyve tabağı çizeriz, belki kareler daireler çizeriz.. Sanat fakültesinin koridorları aynı model adamın çeşitli tekniklerle çizilmiş çıplak resimleri ile doludur. İşte o model geldi,  bornozuyla karşımızda durdu; onu çizecekmişiz. Ben rahat bir nefes aldım, soyunmayacak dedim. Hani bu giriş dersi ya, çıplak adam ileri gelişmiş derslerde çiziliyor diye düşündüm..


Neyse, çizdik ettik, üzerinde konuştuk. Yalnız olaylar umduğum gibi gitmedi. İlk çizimimizi bitirmiştik ki, bu sefer model soyundu ve o şekilde çizmemiz söylendi!


Ben buna hazır değildir. Bu dersin böyle olacağını bilmiyordum. Ben kendi halinde asosyal geek çizer, üniversitedeki ikinci yılımın ilk dersine bir çıplak adam ile başlayacağımı ummuyordum. Çevremde kimse çıtını çıkarmadı, tepki vermedi. Galiba benden başka herkes bu dersin içeriğinden haberdarmış! Ben de sesimi çıkarmadım ama emin değilim, yüzüm kızarmış olabilir.


Bu derste devam edemedim. Ama sebep çıplak adam filan değildi. O olguya bir hafta içinde alıştım. Hatta daha sonra çıplak bir kadın modeli de çizmeye başladım. O derste devam edememe sebebim, dersin çok ağır olması ve benim bir yönde seçim yapmak zorunda olmamdı. Sanat fakülteleri yetenek sınavı ile öğrenci alır. Benim okulumda öyle bir sınav yok. Herkes istediği bölümü seçmekte özgür. Ancak bu bölümden mezun olmak belli bir ölçüde yetenek gerektirdiğinden giriş dersleri özellikle ağır tutuluyor ki eleme iyice yapılsın. Yani benim gibi çizim hobisini geliştirmek için bu dersi alanlar epey zorlanacaktı. Ben de en başında bunun bir dereceye kadar farkındaydım.


Ama işte belki yapabilirim; belki görsel sanatların altından kalkabilirim düşüncesi beni o dersi aldırttı, ama ağır basan hayatın gerçekleri bana o dersi bıraktırttı. Yine de olması gereken buydu ve düşünüyorum da elim kalem tutabildiği sürece kaybetmiş sayılmam çünkü birşeyler çiziktirmeyi gerçekten seviyorum..

The Road Not Taken..




Benim lise 5 sene sürdü. Lise sona gelene kadar bilgisayar mühendisi olmanın hayalini kuruyordum; sebep bilgisayarları sevmem, biraz teknik haliyle html programlamasıyla haşır neşir olmam..


Sonra son sınıfta Java dersi aldım ve farketim ki asıl istediğim bu değil. Yani programlamayı yapıyorum yapmasına da, gerçekten zevk aldığım birşey değil. Ömrümün sonuna kadar mesleğim olmasını ise asla istemem. Ve sonra boşluğa düştüm; Öss’ye 1 sene kalmış ve ben hangi bölümü tercih edeceğimi bilmiyorum.. Bir şekilde bir mühendis olmak durumundaydım –çünkü para o mesleklerdeydi- ama ne olacağım hakkında bir fikrim yoktu.


Kuzenim ve arkadaşları aklımı çeldi, kafama endüstri mühendisliğini soktu. Benim de aklıma yattı açıkçası. Ama babam benim kararımdan şüphe ettiği için –ve tabii diğer başka sebeplerle birlikte- bölümsüz olmasıyla ünlü Sabancı Üniversitesine karar kıldık. Başından beri endüstri mühendisliğine odaklanmıştım ama bir taraftan aklım görsel iletişim tasarım bölümlerine de gitmiyor değildi.


Ortaokuldadan bu yana resim çizmeyi sevdim, kendi çapımda çizgiromanlar yazdım, uydurdum. Lisede kendi kendime photoshop öğrendim ve bir hayli geliştirdim. Zamanla çizgilerim, defterime kara kalem karaladıklarım beğenilir oldu ve ben bu üniversite yıllarında acaba başka bir bölüm okusam mı demekten kendimi alamadım.


Ve şansım da vardı. O radikal kararı verecek gözükaralığa sahip olsaydım şu an çok başka şeylerle meşgul oluyor olabilirdim. Ama ben başından beri mühendis olmaya odaklıydım ve kararımdan vazgeçemedim..


Kararımdan pişman mıyım, hayır;


Bir sanat bölümünde okumak nasıl olur bilmek istiyor muyum, evet..
Free Hit Counter