10 Mayıs 2010 Pazartesi

İnsan



İnsan..
Hepimizin bildiği, varlığımızın adı..
İnsan diyip geçiyoruz, daha bebekken insan diye öğrenmişiz, üzerine uzun bir süre kafa yormamışız.
Evet biraz felsefe yapacağım. Tarihte insan hep çevresindeki varlıkları anlamaya yönelmiş, en son en önemli soruya gelmiş: ben kimim?

Bazen düşünürüm; özellikle de biyoloji derslerine denk gelir: bu insan canlısı ne değişik bir tür. Mesela doğal ortamı neresidir? Kendi haline bıraksan, akılsız olsa acaba ormanda mı yaşar, ağaca mı tırmanır? Bir araya gelir, birlikte hareket eder, birlikte avlanır. Dedikleri şey: tek başına diğer canlıların yemi olurken, bir araya gelip aklını kullandığında doğaya yön bile verebilir. 

Mucizevi değil mi? Bir adet karınca ne küçük, ne ezik bir hayvandır. Oysa, bir koloni yer altına ne büyüklükte tüneller kazabiliyor.. (hani bir ara Facebook'ta videosu da vardı).

İnsan gerçekten mucizevi ve ben daha farkına varmadığımız mucizeler barındırdığımıza da inanıyorum. İnsanın potansiyeli bu değil. Bunu okuyanların büyük bir kısmı şimdi arkalarına yaslanıp, dudak büküp, ne yani daha ne potansiyeli olacak, hebele hübele diyebilirler. Şöyle bir örnek vereyim: ağzımızda dilimiz var; yemek yemeye ve konuşmaya yarıyor. Karanlık çağlara geri dönelim; doğanın bir cilvesi insanlar ses çıkararak iletişim kurabildiklerini fark edememiş olsunlar. O günden günümüze işaretleşerek gelmiş olsunlar. Bugün içimizden biri ağzındaki dili aynı zamanda ses çıkarmak için kullanabildiğini fark ettiğinde ve bu seslere bazı anlamlar yüklediğinde bir mucize gerçekleştirmiş olmayacak mı?

İnsanlar göründüklerinden çok daha zekiler. Insan beyni bir masaüstü bilgisayar olsa, herhalde hafızası 1 milyon TB olurdu. İşlemcisini hayal bile edemiyorum. Olay da burada bitiyor. Düşünüş biçimlerimize düzgün algoritmalar yerleştirdiğimiz de belki verimliliğimizi 10 kat artırabiliriz. Mesela 15 tane tek basamaklı sayıyı 10 saniye içinde ezberlememiz gerekiyor. Bu pat diye karşımıza gelse herhalde yapamayız. Ama önce aynı olan sayıları ve kaç tane olduklarını aklımızda tutsak, sonra bir eksik bir fazlalara yönelsek, işler daha kolay olabilir. 

Sanırım noktayı anladınız. Kalabalık bir caddeye çıkıp yürümeye başladığımda bazen bir egzersiz yapıyorum. Gelip geçen insanların yüzlerine bakıyorum ve aklımda tutmaya çalışıyorum. 3 kişinin yüzünün 'fotoğrafını çektikten sonra' bu fotoğrafları aklımda canlandırıp bakmaya  çalışıyorum. Misal, bu adamlardan biri biraz önce bir banka soymuş, robot resmini çizdirecek kadar tarif edebilir miyim uğraşlarım var. 

Geçen gün okulda yürürken bir kız gördüm: gözünde avucum kadar camları olan güneş gözlükleri, ayağında eski mo çizmeleri, bir kolunda bavulumsu bir el çantası, diğer elinde cep telefonu ile oynayarak çarpık adımlarla yürüyordu. 

Acıdım, üzüldüm, kızdım. Çevresi ile etkilişimi tüm hayatı olmuş, kendini unutmuş.
Oysa bir hesap makinesinden daha hızlı işlem yapabileceğini bir bilse..

4 Mayıs 2010 Salı

Grup içinde 'Kaytarmak'



Bu dönem bir endüstri mühendisi adayı olarak, toplum psikolojisi isimli bir ders alıyorum. Tamamen seçmeli, kendim kaşındım da aldım. Ama o kadar kötü değilmiş. Bir sürü ilginç bilginin yanında endüstri mühendisliğinde işime yarayacak bir iki birşeyler de öğrendim..

Endüstri mühendisliği optimizasyon üzerine çalışıyor. Türk Dil Kurumu 'eniyileme' diyor. Tanımı getirisi en yüksek, mümkün olan çözüm, hal olarak özetlenebilir. Bir çalışma alanının optimizasyonu da endüstri mühendislerinin ilgi alanında. el kol hareketlerini, yürüme mesafesini en aza indirmek, iş ve işçi güvenliğini sağlayacak önlemler almak ve tabii ki verimliliği artırmak.

Derslerimin birinde çalışma koşulları konusu üzerinde çalışırken çalışanların performanslarının iş arkadaşlarından olumlu yönde etkilendiğinden bahsetmiştik. Çok derine inilmemişti ve ben de fazla üzerinde durmadım. Demiştik ki çalışma arkadaşları olursa, örneğin seri üretim bandı istasyonunda rütin bir iş yapan işçinin canı  sıkılmaz, dolayısıyla verimi artar. Aslında her zaman öyle değilmiş...

Psikolojide grup içinde kaytarma diye adlandırılan bir durum varmış. Benim okuduğum kitapta social loafing diye geçiyor. Bu durumu göstermek için bazı çalışmalar yapmışlar. Önce bir kişiye çıkarabildiğin kadar ses çıkar, yırtın demişler ve gürültüyü ölçmüşler. Ardından altı kişiye aynısını yapmışlar. Altı kişinin çıkardığı ses, bir kişinin çıkardığı sesin 3 katından biraz eksikmiş. En az 5-6 katı olmasını beklemez miydik?

Grup halinde bir iş yapıldığında insanlar karşılarındakinin daha çok çalışmasını bekliyor olmalılar. Özellikle de kişisel olarak ortaya koydukları grup çalışmasında ayırtedilemiyor olduğunda insanlar kaytarmaya daha müsaitmiş.

Peki bu durumu çalışma koşullarına uyarlayalım: bu durumu görmek için de bir deney yapmışlar. Denekler öncelikle tek başlarına bir halata tüm kuvvetleriyle asılmışlar ve ortaya konulan kuvvet ölçülmüş. Ardından denekle yan yana yine benzer halatları çekmek üzerine başka insanlar da katılmış. Yardımcı oyuncuların çektikleri halatlar farklıymış ama denek onlarla birlikte aynı halatı çektiğine inanıyormuş. Performansı yüzde 18 düşmüş!

Bunlar belki küçük ayrıntılar ama üretim koşullarında gözümüze bile çarpmayacak bu durum verimliliği inanılmaz etkileyebilir. Psikoloji de grup içinde insan davranışı üzerine daha bir çok konsept, örnek ve vaka çalışması var. Örneğin sevilen iş arkadaşlarının yakında bulunmasının performansı artırdığı ama sevilmeyen kişilerin bazı durumlarda performansı düşürebildiği gibi. Ancak bunları şimdilik ele almak niyetinde değilim.

Bir başka yazıda insan faktörünün önemi hakkında tekrar konuşmak üzere: psikolojiyi ciddiye alalım!

Burger King ve Sosları üzerine..



Burger King'i çok severim, fırsat buldukça giderim. Her ne kadar sağlıksız, çok kötü fena dense de evet biliyorum ama abartmamaya da çalışıyorum. Hemen heryerde de açıldı. Favorim "king size double whopper cheese menu, iki ranch sosu ve bir sarımsaklı mayonez". Deneyimli Burger King müşterisiyim ya, istediğim şeyi böyle pat diye söyleyince kasiyerler bir afallıyorlar, komiğime gitmiyor da değil..

Bir zamandır Burger'da bir uygulama var, sosları ücretleri yaptılar. İlk önce çok garipsedim. Zaten adam gibi menümü alıyorum; ketçap mayonez yemem; ne diye iki ranch bir sarımsaklı mayonezimden tane başına 25 kuruş alıyorlar ki.. Facebook'ta gruplar kurmuşlar, soslara 25 kuruş istenmesini protesto ediyoruz diye. Mc Donald's ta istediğin kadar sos ücretsiz diyip pabuç bırakmamaya çalışıyorlar. Onları bir inceledim, bu sos politikası hala devam ediyor mu diye. Maalesef evet.

Bu bence yanlış bir uygulama. Dedikodulara göre Calve soslara 10 kat zam yapmışmış da Burger bu yüzden her sostan 3 tane isteyen hem de bedava isteyen arsız müşterilerine bir sınır koymak istemişmiş. Olabilir, mantıklı. Ama burada çizgiyi çekerken istenmeyen sonuçlar doğmamasına da dikkat etmek lazım.

Öncelikle her restoranda standart bir uygulama yok. Zaten kasiyerler uygulama konusunda yeterince bilgi sahibi değil. Uygulamanın içeriği yanlış hatırlamıyorsam genel olarak şu şekilde: Hamburger menüsü alana ketçap-mayonezden ve sarımsaklı mayonezden toplam 3 adet, yan ürün alanlara barbekü, ranch ve hardaldan yine yanlış hatırlamıyorsam 3 adet verilebilir. Diğer şekilde alınmak istenirse ücrete tabiidir. Şimdi sen gel bu uygulamayı orada siparişe bakan elemana anlat, o anlasın, sonra bi de rush hour denilen o en yoğun zamanlarda bunu uygulamaya çalışsın.

Benim o yukarıda yazdığım standart siparişim artı istediğim chicken fries ve 1 barbekü sosuma ne cevap verdiler biliyor musunuz?
- 3'ten fazla sos vermiyoruz!

Dedim ki,
-Hiç mi vermiyorsunuz, parayla satın alabiliyor muyuz?

Gelen tepki galiba "ehe ehe" idi..

Sayın ilgili Burger king yöneticileri bu sos vakasına acilen bir çözüm bulmak, en azından bir standarda oturtmak gereklidir. Madem 25 kuruşun hesabını yapıyorsunuz, o hiç bir zaman talep etmediğim ücretsiz ketçap mayonezimi de verin o zaman. Kenara koyarım, eşe dosta dağıtırım. Böyle olunca hem uygulamadan habersiz elemanlar keyfi hareket ediyor, hem de benim gözümde (ve eminim başkalarının da gözünde) müşteriden 'kopardığınız' 25 kuruşlar hiç de olumlu bir izlenim bırakmıyor.
Free Hit Counter